STK Nedir? Sivil Toplum Kuruluşları

STK günlük hayatta hemen her gün duyduğumuz ifadelerden biridir. Özellikle internet ortamında, sosyal medya platformlarında, televizyonlarda, gazetelerde sıkça karşılaşırız. Peki, STK nedir? öncelikle STK, sivil toplum kuruluşu, sivil toplum kuruluşları, sivil toplum örgütü kelimelerinin kısaltmasıdır. Üç farklı adlandırma da STK olarak kısaltılıp kullanılır.

Anlam olarak STK, resmî kurumların dışında, onlardan bağımsız hareket eden, sosyali politik, kültürel, hukuki, çevresel amaçları doğrultusunda lobi faaliyetlerinde bulunan, ikna ve eylemlerle çalışan; üyelerinin ve çalışanlarının gönüllülük usulüyle katıldığı, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlardan veya üyelerinin ödemeleriyle karşılayan kuruluşlardır.

Sivil Toplum Örgütleri oda, sendika, vakıf, dernek adları altında faaliyetlerini devam ettirirler. Toplum yararına, toplumun faydasına hizmetler geliştirmeyi gaye edinirler. Kuruluşları, işleyişleri yasalar tarafından denetlenir. Kişilerin bir araya gelerek sivil toplum örgütü oluşturabilmelerinin bazı şartları vardır. Bu şartlar yasalarla düzenlenmiştir ve bir araya gelen insanların yasal zorunlulukları sağlamış olmaları gerekir.

Ayrıca yasal düzenlemeler, oda, sendika, vakıf, dernek gibi sivil toplum kuruluşlarının her birinin özelliklerini ve niteliklerini ayrı ayrı düzenlemiştir. Her birinin ortak ve farklı yönleri vardır. Bu ortaklık ve farklılıklar kuruluş aşamasından amaçlara, hedeflere ve eylemlere kadar çeşitlilik gösterebilir.

STK’ların Görevleri Nelerdir?

sivil toplum kuruluşları

STK nedir? STK’lar belli amaçlar için kurulmuş olan kuruluşlardır. Bu yönüyle STK’ların belli başlı görevleri şunlardır:
STK’ların görevlerinden ilki sosyal, kültürel, çevresel veya hukuki amaçları doğrultusunda çalışmalar yapmak, eylemlerde bulunmaktır.

Yani bir STK niçin kurulmuşsa, kuruluş aşamasında hangi amaçları kendisine temel almışsa bunları savunmak, yasa dışı yollara başvurmaksızın çalışmalarda bulunmak, gerekli şekilde eylemler yaparak kuruluş amaçlarına hizmet etmektir.
STK’lar devletin karşısında değil yanındadır.

Fakat bu yanındalık eleştirmeyi, aksaklıkları dile getirmeyi terk ettirmez. Aksine bir denetim mekanizması gibi işler. Bunun yanında devlet gücünün yetersiz kaldığı alanlarda, konularda araştırmalar yapmak, tesis ve hizmet desteği sağlayarak açığın ve gecikmenin kapanmasına yardımcı olmak için çalışır. Kuruluş amacına eşdeğer hizmetler yürüten devlet kurumlarıyla yeri gelir kontak kurar, destek alır.

Yeri gelir onların faaliyetlerini, eylemlerini denetleyerek toplum yararına, usulüne uygun olup olmadığını gözetler. Alanına uygun araştırmalar yaparak gerektiğinde devlet kurumlarına yol gösterir.

STK’lar aynı zamanda vatandaşların seslerini duyurabilmelerine imkan sağlarlar. Vatandaşlar arasında koordine sağlayarak sorumluluk almalarını, devletle diyaloğa geçmelerini sağlarlar. Örgütlenmiş bir yapı oldukları için gerektiğinde devletin yetişemediği, yetersiz kaldığı alanlarda devreye girerek toplum olmanın gereklerini yerine getirirler. Bireysel olarak seslerini duyuramayan vatandaşların da karşılaştıkları zorluklar karşısında seslerini gereli çözüm mekanizmalarına duyurabilmelerini sağlarlar.

STK’ları Görevleri ve Kuruluş Amaçları

STK’ların görevlerinden birisi de toplumsal anlamda bilinçlendirme yapmak, eğitim çalışmalarında bulunmaktır. Ulusal, hatta uluslararası STK’lar olmakla birlikte STK’lar toplumun tabanına daha yakındırlar. Üyeleri dolaysıyla toplumun bütün kesimlerine ulaşmaları daha kolaydır. Bu yüzden kuruluş amaçları doğrultusunda toplumu bilinçlendirmek, duyarlılık oluşmasını sağlamak, farkındalığı attırmak ve bütün bunlara yönelik eğitim faaliyetleri düzenlemek Sivil Toplum Örgütlerinden beklenen davranışlardır.

Eğitim kanalları olarak hemen her yöntem denenebilir. Kuruluşların en sık tercih ettikleri medya yoluyla bilgilendirmede bulunmak ve seminerler, paneller düzenlemektir.

STK’ların görevlerinden bir diğeri toplumun zararına olan etkenlerin ortadan kaldırılması için mücadele vermektir. Bu mücadele kanun dışına taşmadığı sürece hemen her şekilde olabilir. Eylem, yürüyüş, protesto en çok başvurulan yöntemlerdir. Bütün bu mücadele kimi zaman devlet faaliyetlerine karşı olur kimi zaman devletle iş birliği halinde özel teşebbüslere karşı olur. Önemli olan STK’nın toplumun yararını savunması, toplum lehine hareket etmesidir.

STK’lar halkın çıkarlarını ve haklarını korumak için çalışmalar yürütür. Tek başlarına haklarını koruyamayan veya yeterince güçlü ses çıkaramayan kişiler, sivil toplum kuruluşu altında bir araya gelir. Haklarını ve çıkarlarını bu şekilde korumaya çalışırlar. Adeta birlikten güç doğar sözünü ete kemiğe büründürürler.

Türkiye’nin Önde Gelen Eğitim ve Sağlık STK’ları

Türkiye açısından STK nedir ve STK’lılaşma nasıldır? Öncelikle STK’lar daha çok modern toplumlarda gelişen uygulamalardır. Toplumun daha bilinçli olduğu, daha haklarına ve hukuklarına sahip çıktığı, sahip çıkamasa da bunu yapabilmek için çaba harcadığı ortamlarda STK’lar gelişmiştir.

Ülkemizde STK dendiği zaman ilk olarak eğitim alanındaki kuruluşlar akla geliyor. Bu kuruluşların her biri Türkiye’de yaşanan eğitim sorunları üzerine yoğunlaşmayı amaç edinerek kuruluyor. Eğitim sorunlarının çözümünde projeler yürütülüyor. Projelerin birçoğu devletle işbirliği yapılarak hayata geçiriliyor bir kısmını da STK kendi imkan ve çabalarıyla sağlamaya çalışıyor.

Türk Eğitim gönüllüleri vakfı (TEDEV), Anne ve çocuk eğitim vakfı (AÇEV), Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Türkiye Can Çocuklar Eğitim Koruma Ve Yaşam Vakfı (CANEV), Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği (ERAM), Türk Eğitim Vakfı (TEV), Türk Eğitim Derneği (TED), İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı (İLKYAR), Alarko Eğitim ve Kültür Vakfı, Asım Kocabıyık Eğitim ve Kültür Vakfı, Rumeli Eğitim Vakfı, Kültür ve Hizmet Vakfı, Eğitim Sen ilk akla gelenler olarak sayılabilir.

Eğitim alanında faaliyet yürüten STK’lar ulusal bazda olduğu gibi yerel olarak illerde, ilçelerde kurulmuş olan STK’lar da vardır.
Türkiye’de STK nedir, hangi STK’lar vardır gibi sorular sorulduğunda en fazla STK’nın eğitimle birlikte sağlık alanında olduğu görülür.

Toplumun sağlık, güvenlik, barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanması için örgütlenen bu STK’lar, toplumda birlik, beraberlik, yardımlaşma gibi etik değerlerin unutulmamasını sağlıyor. Farkındalık oluşturarak ihtiyacı olanların ihtiyaçlarına kavuşmaları amaçlanıyor.

Bu amaçlarla kurulmuş olan STK’ların bazıları Kızılay, Yeşilay, Türk Diyanet Vakfı, Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV), Türk Kalp Vakfı, Türk Böbrek Vakfı, Sigarayla Savaşanlar Derneği, Fiziksel Engelliler Vakfı (FEV) olarak sayılabilir. Bu kuruluşların her biri ulusal bazda faaliyet yürütüp ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye çalışırken Kızılay gibi uluslararası alanda da etkin hizmet veren, tüm dünyada zor durumda kalanların yardımına koşan kuruluşlar da vardır.

Türkiye’de STK’ların Durumu

Türkiye son yıllarda adeta bir STK cennetine dönüştü. Fakat bunların birçoğunun STK nedir ne değildir sorusundan dahi haberleri yok. İllerde, bölgelerde sayısız STK kurulmuş durumda. Fakat bazı istisnalar hariç, bunların üyelerine, topluma, bulundukları kente, ulusal veya uluslararası insanlığa hiçbir faydaları yok.

Birçoğu makam sahibi olma derdine kapılmış bulunuyor. Devlet politikalarını eleştirme, realist gözle yaklaşma yerine protokole girebilme yarışındalar. STK’nın reklamından faydalanıp istikbal peşinde koşuyorlar. Ne kendi üyelerinin ne de toplumun bir derdini çözmekten uzaklar. Kuruluş amaçları, hedefleri, görevleri sadece kâğıt üzerinde kalıyor. Bazılarıysa sadece şiddet olaylarıyla gündeme geliyor.

Sürekli eleştirmek, kötülemek, düşmanlık üzerine kendilerini bina ediyorlar. Bir süre sonra ne kimi eleştirdikleri ne de kime düşman oldukları belli oluyor. Hiçbir çözüm üretmiyorlar. Toplumun beklentileri, toplumun yararları neler ya da eleştirdiklerine karşı çözüm önerileri ne, kendileri ne yapılmasını talep ediyorlar?

Hiçbirisi cevap bulamıyor. Dolaysıyla da ülkemizde küçük istisnalar hariç, STK’ların etkin olduğunu, yukarıda bahsettiğimiz görevlerini yerine getirebildiklerini söyleyemiyoruz. Oysa sivil toplum örgütleri gelişmiş toplumların medeniyet yüzü olmakta, insan haklarına, hayvan haklarına, doğaya, çevreye, etik değerlere verilen değerin teminatı olarak görev yapmaktadırlar.

Bir cevap yazın